Endoskopik sinüs cerrahisi, uygun ilaç tedavisinden yeterli yanıt alınamayan kronik sinüzit hastalarında gündeme gelen bir tedavi basamağıdır. Amacı hastalığı ortadan kaldırmak değil, sinüslerin havalanmasını sağlamak ve ilaç tedavisinin etkili olabilmesini mümkün kılmaktır. Ameliyat sonrasında da tedavinin sürdürülmesi gerekir.
Kronik sinüzitle yaşayan hastaların çoğu aynı cümleyi kurar: “Artık bıktım, ameliyat olsam bitecek mi?”
Bu sorunun dürüst cevabı, internette karşılaşacağınız çoğu cevaptan farklı.
Endoskopik sinüs cerrahisi etkili bir yöntemdir ve doğru hastada belirgin fark yaratır. Ancak hastalığı sona erdiren bir işlem değildir. Bu, tekniğin bir eksikliği değil, hastalığın doğasıyla ilgili bir gerçektir.
Bu yazıda ameliyatın gerçekte ne yaptığını, ne zaman gündeme geldiğini, balon yönteminin nerede durduğunu ve ameliyat sonrasında neyin devam etmesi gerektiğini anlatıyorum.
Kronik rinosinüzit, burun ve sinüs mukozasının 12 haftadan uzun süren iltihabı olarak tanımlanır. Belirtiler burun tıkanıklığı, burun akıntısı veya geniz akıntısı, yüzde basınç ve dolgunluk hissi ile koku duyusunda azalma şeklinde görülür.
Burada anlaşılması gereken temel nokta şudur: kronik sinüzit tekrarlayan bir enfeksiyon değil, süregelen bir iltihabi hastalıktır.
Bu ayrım tedaviyi doğrudan belirler. Enfeksiyon tedavi edilir ve biter; iltihabi hastalık ise kontrol altına alınır ve takip edilir. Tıpkı astım veya egzama gibi.
Hastalık iki ana biçimde sınıflandırılır: polipli ve polipsiz kronik rinosinüzit. Bu ayrım, hem tedavi planını hem uzun vadeli beklentiyi değiştirir.
Kılavuzlar bu konuda nettir ve kanıt düzeyi yüksektir.
Avrupa Rinosinüzit ve Nazal Polip Uzlaşı Raporu, kronik rinosinüzit hastalarının çoğunluğunda uygun ilaç tedavisinin cerrahi kadar etkili olduğunu ve bu nedenle cerrahinin, tedaviye yeterli yanıt vermeyen hastalara ayrılması gerektiğini belirtmektedir. Bu, en yüksek kanıt düzeylerinden biriyle desteklenmektedir.
Uygun ilaç tedavisi genellikle şunları içerir:
Bu tedavinin yeterli süre ve doğru biçimde uygulanmış olması gerekir. Uygulamada gördüğüm en sık durum şudur: hasta “ilaç kullandım, geçmedi” der; ayrıntıya inildiğinde spreyin birkaç hafta kullanılıp bırakıldığı veya yanlış teknikle uygulandığı anlaşılır.
Doğru uygulanmamış bir tedavi, başarısız tedavi sayılmaz. Ameliyat kararı ancak tedavi gerçekten yeterli biçimde denendikten sonra verilmelidir.
Bu bölüm, yazının en önemli kısmı — çünkü ameliyatın amacı çoğunlukla yanlış anlaşılıyor.
Endoskopik sinüs cerrahisinin hedefleri kılavuzlarda açıkça tanımlanmıştır:
Dördüncü madde üzerinde özellikle durmak istiyorum, çünkü tüm mantığı özetliyor.
Ameliyattan önce burun içine sıkılan bir ilaç, dar ve tıkalı geçitler nedeniyle sinüsün içine ulaşamaz. Ameliyat bu geçitleri açar. Sonuç şudur: ameliyat ilacın yerini almaz — ilacın çalışmasını mümkün kılar.
Polipli hastalarda bu daha da belirgindir. Kılavuzlarda ameliyatın amacı, hastalıklı mukozayı ve polipleri temizlemek, kortikosteroidin sinüslere ulaşmasını sağlamak ve böylece ameliyat sonrası ilaç tedavisinin sonuçlarını iyileştirmek olarak tanımlanmaktadır.
Yani ameliyat, tedavinin sonu değil; etkili bir tedavinin başlangıç koşuludur.
Cerrahi değerlendirme gerektiren durumlar şunlardır:
Son iki madde diğerlerinden farklıdır ve öncelikli değerlendirme gerektirir.
Görüntüleme konusunda bir not: tomografi genellikle ilaç tedavisi tamamlandıktan sonra çekilir. Aktif enfeksiyon döneminde çekilen bir tomografi, hastalığın gerçek yaygınlığını olduğundan fazla gösterebilir.
Balon yöntemi son yıllarda çok konuşuluyor ve sıklıkla endoskopik cerrahiye alternatif gibi sunuluyor. Gerçek daha nüanslı.
Balon sinoplastide sinüs ağzına ince bir kateter yerleştirilir, ucundaki balon şişirilerek darlık genişletilir. Doku çıkarılmaz. İşlem bazı olgularda lokal anestezi altında ve poliklinik koşullarında yapılabilir.
Balon yöntemi, polipsiz ve sınırlı kronik rinosinüzitte — maksiller, frontal ve sfenoid sinüsleri etkileyen olgularda — endike kabul edilmektedir.
İşte kritik nokta: balon, etmoid sinüs hastalığını tedavi edemez.
Etmoid sinüsler, burnun iki gözü arasında yer alan ve çok sayıda küçük hücreden oluşan yapılardır. Balon kateteri bu yapıya uygulanamaz — açılacak tek bir ağız yoktur.
Ve nazal polipler ağırlıklı olarak tam da etmoid bölgede gelişir.
Bunun pratik sonucu şudur: polipli kronik rinosinüzit hastasında balon yöntemi, hastalığın bulunduğu bölgeye ulaşamaz. Bu, yöntemin kusuru değil, kullanım alanının sınırıdır.
Evet. Balon ve endoskopik cerrahinin aynı seansta uygulanması mümkündür ve buna hibrit işlem denir. Örneğin etmoid bölge endoskopik olarak açılırken, frontal sinüs ağzı balonla genişletilebilir.
Dolayısıyla doğru soru “balon mu, cerrahi mi” değildir. Doğru soru şudur: hastalığım hangi sinüsleri tutuyor ve polip var mı? Cevap, yöntemi kendiliğinden belirler.
Amerikan Kulak Burun Boğaz Akademisi’nin 2025 tarihli cerrahi tedavi kılavuzu, hekimler için bir anahtar öneri içeriyor. Bu öneri, ameliyat öncesinde hastaya şunların anlatılmasını şart koşuyor:
Aynı kılavuz, cerrahinin ancak beklenen faydanın cerrahi dışı yönetimi aştığı, sonuçların netleştiği ve hastanın ameliyat sonrası uzun vadeli hastalık yönetimi beklentisini anladığı durumlarda önerilmesi gerektiğini belirtiyor.
Bu maddeleri buraya aktarmamın nedeni açık: bir kılavuz, hekimlere “iyileşme garantisi vermeyin, tekrarlama ihtimalini anlatın” diyorsa, hastanın da bunu bilerek karar vermesi gerekir.
Literatürde uzun dönem başarı oranları %76 ile %98 arasında bildirilmektedir. Bu geniş aralık, hastalığın alt tipine ve çalışma yöntemine göre değişir.
Ancak aynı kaynaklar, hastaların önemli bir bölümünün belirtilerinin sürdüğünü veya ilk bir-iki yıl içinde tekrarladığını da belirtmektedir.
Somut bir rakam: polipli kronik rinosinüzit nedeniyle ameliyat edilen 3.506 hastayı kapsayan ulusal bir çalışmada, hastaların %15,9’unda en az bir revizyon ameliyatı yapılmıştır. Revizyona kadar geçen medyan süre 425 gün olarak bildirilmiştir.
Bu rakamlar caydırıcı değil, gerçekçi bir çerçeve kurmak içindir. Hastaların yaklaşık altıda birinde ikinci bir ameliyat gerekmesi, beşte dördünde gerekmediği anlamına da gelir.
Literatürde tanımlanan başlıca nedenler şunlardır: orta konkanın yana kayması, yapışıklık gelişmesi, açılan ağzın yeniden daralması, mukoza ödeminin sürmesi veya tekrarlaması ve poliplerin yeniden büyümesi.
Bu nedenlerin bir kısmı cerrahi tekniğe, bir kısmı ameliyat sonrası bakıma, bir kısmı da altta yatan iltihabi sürecin şiddetine bağlıdır.
Ameliyat, tedavinin bitişi değil; yeni bir dönemin başlangıcıdır. Bu dönemin nasıl yönetildiği, uzun vadeli sonucu belirgin biçimde etkiler.
İkinci madde, tüm yazının özeti sayılabilir. Ameliyattan sonra ilacı bırakan hasta, ameliyatın kendisine kazandırdığı imkânı kullanmamış olur.
Son yıllarda, tip 2 iltihabi süreçle seyreden polipli kronik rinosinüzitte biyolojik ajanlar tedavi seçenekleri arasına girmiştir. Konvansiyonel tedaviye rağmen hastalığı devam eden hastalarda değerlendirilebilir.
Bu, cerrahinin yerini alan bir seçenek değil, tedavi yelpazesini genişleten bir gelişmedir. Uygunluk kararı ayrı bir değerlendirme gerektirir.
Endoskopik sinüs cerrahisi deneyimli ellerde güvenli kabul edilen bir işlemdir. Çocuk hastalarda bildirilen komplikasyon oranları yaklaşık %0,6 majör ve %2 minör düzeyindedir.
Olası durumlar arasında kanama, yapışıklık gelişimi, koku duyusunda değişiklik ve — nadiren — göz çukuru veya kafa tabanı komşuluğuna ilişkin komplikasyonlar yer alır.
Sinüslerin göz ve kafa tabanıyla olan anatomik yakınlığı, bu cerrahinin neden ayrıntılı anatomik bilgi ve deneyim gerektirdiğini açıklar. Ameliyat öncesi tomografinin dikkatle değerlendirilmesi bu nedenle standart uygulamanın parçasıdır.
Dördüncü ve beşinci maddeler kılavuzların hekimden istediği bilgilendirmenin tam karşılığıdır. Bu sorulara net cevap alamıyorsanız, ikinci bir görüş almak makul bir adımdır.
Endoskopik sinüs cerrahisi, uygun ilaç tedavisinden yeterli yanıt alınamayan kronik rinosinüzit hastalarında etkili bir tedavi basamağıdır. Kılavuzlar, çoğu hastada ilaç tedavisinin cerrahi kadar etkili olduğunu belirtir; bu nedenle cerrahi ilk basamak değildir.
Ameliyatın amacı hastalığı ortadan kaldırmak değildir. Sinüslerin havalanmasını sağlamak, mukosiliyer temizliği kolaylaştırmak ve topikal ilaçların sinüslere ulaşabilmesini mümkün kılmaktır. Yani ameliyat ilacın yerini almaz, ilacın çalışmasını sağlar.
Balon yöntemi polipsiz ve sınırlı olgularda uygun bir seçenek olabilir; ancak etmoid bölgeye ulaşamadığı için polipli hastalarda tek başına yeterli değildir. İki yöntem aynı seansta birlikte de kullanılabilir.
Güncel kılavuzlar, ameliyat öncesinde hastaya hastalığın kronik olabileceğinin, tekrarlayabileceğinin ve uzun vadeli ilaç tedavisi gerektirebileceğinin anlatılmasını şart koşmaktadır. Bu, ameliyatın değerini azaltan değil, doğru beklentiyle yola çıkılmasını sağlayan bir bilgidir.
Süregelen sinüzit şikâyetiniz varsa, hastalığın alt tipinin belirlenmesi ve uygun tedavi basamağının seçilmesi için kulak burun boğaz hastalıkları alanındaki bir hekime başvurmanız uygun olacaktır.
Merak ettiğiniz noktaları yorumlarda paylaşabilirsiniz; sık sorulan başlıkları yazıya ekliyorum.
Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesi, tanı veya tedavi yerine geçmez. Sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterir. Kişisel durumunuz için ilgili uzmanlık alanındaki bir hekime başvurunuz.
Hayır. Kronik rinosinüzit süregelen bir iltihabi hastalıktır ve ameliyat bunu ortadan kaldırmaz. Amacı sinüslerin havalanmasını sağlamak ve ilaç tedavisinin etkili olabilmesini mümkün kılmaktır. Güncel kılavuzlar, ameliyat öncesinde hastaya tekrarlama ihtimalinin ve uzun vadeli ilaç tedavisi gerekliliğinin anlatılmasını şart koşar.
Uygun ve yeterli süreli ilaç tedavisine rağmen belirtiler sürüyorsa ve hastalık endoskopi veya tomografiyle nesnel olarak gösterilmişse gündeme gelir. Kılavuzlar, hastaların çoğunda ilaç tedavisinin cerrahi kadar etkili olduğunu belirtmektedir.
Her durumda değil. Balon yöntemi polipsiz ve sınırlı olgularda — maksiller, frontal ve sfenoid sinüsleri etkileyen tablolarda — uygundur. Etmoid sinüs hastalığına ulaşamaz ve polipler ağırlıklı olarak bu bölgede geliştiği için polipli hastalarda tek başına yeterli olmaz.
Evet. Balon ve endoskopik cerrahinin aynı seansta uygulanmasına hibrit işlem denir. Örneğin etmoid bölge endoskopik olarak açılırken frontal sinüs ağzı balonla genişletilebilir.
Genellikle evet. Ameliyatın sağladığı asıl fayda, topikal ilaçların artık sinüslere ulaşabilmesidir. Tedavinin bırakılması, ameliyatın kazandırdığı avantajın kaybedilmesi anlamına gelir. Süre ve içerik hastalığın alt tipine göre hekim tarafından belirlenir.
Bir kısım hastada gerekebilir. Polipli kronik rinosinüzit nedeniyle ameliyat edilen 3.506 hastalık bir ulusal çalışmada hastaların %15,9’unda en az bir revizyon ameliyatı yapılmış, revizyona kadar geçen medyan süre 425 gün olarak bildirilmiştir.
Literatürde uzun dönem başarı oranları %76 ile %98 arasında bildirilmektedir. Bu geniş aralık hastalığın alt tipine ve çalışma yöntemine göre değişir. Aynı kaynaklar, hastaların bir bölümünde belirtilerin sürdüğünü veya tekrarladığını da belirtmektedir.
Koku kaybı kronik rinosinüzitin sık görülen bir bulgusudur ve özellikle polipli hastalarda belirgindir. Ameliyat ve sonrasındaki tedaviyle iyileşme görülebilir, ancak sonuç kişiye ve hastalığın süresine göre değişir. Bu konudaki beklenti ameliyat öncesinde konuşulmalıdır.
Prof. Dr. Öner Çelik — Kulak Burun Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu; kulak burun boğaz uzmanlık eğitimini Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamlamıştır. Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapmış, 2013 yılında Ohio State University Wexner Medical Center’da ileri endoskopik sinüs cerrahisi ve kafa tabanı cerrahisi eğitimi almıştır. Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneği ve Vakfı üyesidir. Hakkımda sayfası

