Bugün rinoplasti dünyasının biraz “karanlıkta kalan” ama aslında en hayati kısmını konuşacağız. Genellikle herkes “nasıl daha güzel olurum?” kısmına odaklanır. Ancak bir cerrahın en zor ve en önemli görevi, kime “evet” diyeceğinden ziyade kime “hayır” demesi gerektiğini bilmektir.
Ben Prof. Dr. Öner Çelik. Bir hekimin önceliği her zaman “Önce zarar verme” (Primum non nocere) ilkesidir. Estetik bir kaygı, hayati bir riskin önüne asla geçmemelidir. Bu yüzden bugün, poliklinikte bazı hastalarıma neden “Sizin için bu ameliyat uygun değil” dediğimi tüm şeffaflığıyla anlatacağım.

Burun estetiği (Rinoplasti) denilince akla hep o muazzam değişimler, profil fotoğrafları ve yeni bir özgüven gelir. Fakat ameliyat masası bir “sihirbazlık kürsüsü” değildir; o masada biyoloji, fizik ve psikoloji bir araya gelir. Eğer bu üçünden biri “dur” diyorsa, cerrahın neşteri bırakması gerekir.
Peki, tıbbi literatürde ve benim etik anlayışımda “Burun Estetiği Yapılamaz” kategorisine giren durumlar nelerdir? Gelin, sağlığınızı her şeyin önüne koyarak bu listeyi birlikte inceleyelim.
Bir ameliyatın başarılı olması için sadece cerrahın eli değil, hastanın dokularının ve sistemik sağlığının da bu sürece destek vermesi gerekir.
Daha önceki yazılarımızda da değindiğimiz gibi, yaş sınırı sadece yasal bir zorunluluk değil, biyolojik bir emniyet kemeridir. 16-17 yaş altındaki gençlerde (bazı istisnalar hariç) büyüme plakları hala açıktır. Burnun iskeletiyle oynamak, yüzün geri kalan gelişimini sekteye uğratabilir veya birkaç yıl sonra burnun bambaşka, istenmeyen bir yöne doğru büyümesine neden olabilir. Bu yüzden, “Sabretmek en iyi estetiktir” diyoruz.
Ameliyat, vücut için bir strestir. Eğer bu stresi kaldıramayacak bir durumunuz varsa, estetik bir dokunuş hayati tehlikeye dönüşebilir.
Kontrol Altına Alınamayan Diyabet (Şeker Hastalığı): Şeker seviyesi dengesiz olan hastalarda yara iyileşmesi çok yavaştır. Bu da enfeksiyon riskini ve doku kaybını (nekroz) tetikler.
Ağır Kalp ve Akciğer Hastalıkları: Genel anestezi, kalp ve akciğer üzerinde belirli bir yük oluşturur. Eğer bu organlarınızda ciddi bir yetmezlik veya riskli bir durum varsa, estetik bir işlem için bu riski almak tıbben mantıklı değildir.
Bağışıklık Sistemi Yetmezliği: Vücudun kendini onarma gücü yoksa, yapılan estetik müdahale bir iyileşme değil, bir yıkım süreci başlatabilir.
Burun, kanlanması çok yoğun olan bir organdır. Eğer kanınız pıhtılaşmıyorsa (Hemofili gibi hastalıklar) veya kanamaya aşırı meyiliniz varsa, ameliyat sırasında ve sonrasında durdurulamayan kanamalarla karşılaşılabilir. Bu durum ameliyatı “estetik” olmaktan çıkarıp “acil müdahale” gerektiren bir krize dönüştürür.
Belki de en çok atlanan ama en kritik nokta burasıdır. Burun estetiği sadece kemiği düzeltmez; kişinin benlik algısına müdahale eder.
Bazı hastalarım aynaya baktığında, gerçekte var olmayan veya çok küçük olan bir kusuru “dev bir felaket” gibi görürler. Bu psikolojik bir durumdur. Ben bu burnu 10 kez de ameliyat etsem, hasta asla mutlu olmayacaktır. Çünkü sorun burnun içinde değil, beynin imaj algılama merkezindedir. Bu durumda neşter değil, psikoterapi doğru çözümdür.
“Hocam bana şu ünlünün burnunu yapın” veya “Bu ameliyattan sonra hayatımdaki tüm sorunlar çözülecek, iş bulacağım, evleneceğim” gibi beklentiler kırmızı bayraktır. Ameliyat sizin burnunuzu güzelleştirir ama kaderinizi veya kişiliğinizi değiştirmez. Eğer beklenti gerçeklikten kopuksa, sonuç ne kadar “mükemmel” olursa olsun, hasta mutsuz olacaktır. Ben hastalarımı mutsuz etmek için değil, hayatlarını kolaylaştırmak için ameliyat ederim.
Ağır bir boşanma süreci, yas dönemi veya büyük bir hayat krizi içindeyken estetik ameliyat kararı verilmemelidir. Duygusal dengenin sarsıldığı bu anlarda verilen kararlar genellikle “telafi edici” niteliktedir ve sonrasında pişmanlık yaratabilir.
Bazen de hastanın kendi seçimleri ameliyata engel teşkil eder.
Sigara, damarları büzerek kan akışını engeller. Rinoplasti sonrası o incecik burun derisinin beslenmesi için kan akışına ihtiyacı vardır. Sigarayı bırakamayan bir hastada burun ucunun çürümesi (nekroz) riski çok yüksektir. Ayrıca, burun yoluyla madde kullanan (kokain gibi) kişilerde burun içindeki septum tamamen erimiş olabilir. Bu durumda dokular canlılığını yitirdiği için estetik cerrahi başarılı olamaz.
Hamilelik sırasında hiçbir zorunlu olmayan (elektif) cerrahi işlem yapılmaz. Hem anestezi ilaçlarının bebeğe etkisi hem de annenin değişen hormon yapısı nedeniyle bu dönem tamamen kapsam dışıdır. Emzirme döneminde de ilaçların süte geçme riski nedeniyle ameliyatın ertelenmesi en sağlıklı yoldur.
Örneğin Wegener Granülomatozu gibi burun dokularını doğrudan hedef alan sistemik hastalıkların aktif döneminde ameliyat yapmak, yangına körükle gitmek gibidir. Hastalık sönmeden cerrahi planlanamaz.
Burun estetiği engelleri hakkında bana en çok sorulan soruları aşağıda özetledim.
1. Astım hastasıyım, burun estetiği olabilir miyim? Kontrol altındaki astım bir engel değildir. Göğüs hastalıkları uzmanınızdan “Ameliyat olabilir” onayı alındığı sürece, uygun anestezi yöntemleriyle ameliyatınızı gerçekleştirebiliriz.
2. Çok yaşlıyım, bu ameliyat benim için riskli mi? Burun estetiğinde üst yaş sınırı yoktur; “sağlık sınırı” vardır. 60-70 yaşındaki bir hastanın genel sağlık durumu iyiyse, kalbi ve akciğeri anesteziyi kaldırabiliyorsa ameliyat olabilir. Hatta bazen nefes problemlerini çözmek için ileri yaşlarda bu ameliyat çok daha elzem hale gelir.
3. Daha önce birkaç kez ameliyat oldum, artık ‘yapılamaz’ mı denir? Buna “sekonder” veya “tersiyer” vakalar diyoruz. Her ameliyatla birlikte burundaki sağlam kıkırdak azalır ve dokular sertleşir. Ancak “yapılamaz” demek yerine “çok daha zordur” demek daha doğrudur. Eğer burunda hiç malzeme kalmadıysa kaburga veya kulaktan kıkırdak alarak onarımı gerçekleştirebiliriz. Tabii ki risklerin ve beklentilerin çok iyi konuşulması şartıyla.
4. Kan sulandırıcı ilaç kullanıyorum, engel mi? İlacın neden kullanıldığı önemlidir. Eğer doktor kontrolünde belirli bir süre ara verilebiliyorsa (örneğin kalp kapakçığı riski yoksa) ameliyat yapılabilir. Ancak ilacı kesmek hayati risk yaratıyorsa, estetik için bu risk göze alınmaz.
5. Burnumda aktif bir enfeksiyon varken ameliyat olur mu? Kesinlikle hayır. Burun içinde aktif bir sivilce, uçuk veya sinüzit varken ameliyat yapmak, enfeksiyonu tüm yüz kemiklerine yayma riski taşır. Önce enfeksiyon tedavi edilir, sonra cerrahi planlanır.
Sevgili okurlarım, bir cerrahın “hayır” demesi, aslında hastasına verdiği en büyük değerdir. Benim amacım sadece burunları değil, hayatları güzelleştirmektir. Eğer bir ameliyat sizi fiziksel veya ruhsal olarak daha kötü bir noktaya götürecekse, o ameliyatın teknik başarısının hiçbir anlamı yoktur.
Prof. Dr. Öner Çelik olarak, kliniğime gelen her hastayı önce bir “insan” olarak değerlendiririm. Eğer sağlığınız, psikolojik durumunuz veya biyolojik yapınız bu sürece uygun değilse, size dürüstçe “hayır” derim ve nedenlerini açıklarım. Çünkü dürüstlük, en iyi cerrahi teknikten daha değerlidir.
Sizin durumunuzun ameliyat için uygun olup olmadığını merak ediyorsanız; gelin, kapsamlı bir muayene ve dürüst bir sohbetle buna birlikte karar verelim.
Sağlığınızın her şeyden kıymetli olduğunu unutmadığınız günler dilerim.

