Ameliyat günü gelir çatar. Hasta odaya alınır, önlükler giyilir. O sırada kapıda bekleyen endişeli anne, baba veya eş, beni gördüğünde mutlaka kolumdan hafifçe tutar ve o soruyu sorar: “Hocam, ne kadar sürer? Kaç saat sonra çıkar?”
Bu soruya verdiğim klasik cevap şudur: “Ortalama 2-3 saat sürer ama biz saate bakarak değil, burna bakarak ameliyat yapıyoruz. İçinize sinmesi, saate uymamızdan daha önemli.”
Rinoplasti (burun estetiği), bir hız yarışı değildir. Hatta cerrahide şöyle bir kural vardır: “Hız felakettir, sabır ise sanattır.” Yine de planlamanızı yapabilmeniz ve o bekleme süresindeki stresi yönetebilmeniz için gelin bu “zaman” meselesini tüm detaylarıyla masaya yatıralım.

Genel bir çerçeve çizmek gerekirse, standart bir burun estetiği ameliyatı 2 ile 4 saat arasında sürer. Ancak bu süre, hastanın anatomisine ve yapılacak işlemin kapsamına göre ciddi değişkenlik gösterir.
Basit Burun Ucu Estetiği (Tipplasti): Sadece kıkırdaklarla oynadığımız, kemiğe dokunmadığımız bu işlem 45 dakika ile 1 saat arasında bitebilir.
Standart Primer Rinoplasti: İlk kez ameliyat olan, kemer alınması ve şekillendirme yapılan vakalar ortalama 2.5 – 3 saat sürer.
Septorinoplasti: Hem estetik hem de nefes alma (deviasyon) probleminin çözüldüğü ameliyatlar 3 – 3.5 saati bulabilir.
Peki neden bazıları 1 saatte çıkarken bazıları 5 saat sürüyor? İşte asıl mesele burada.
Ameliyat süresini belirleyen şey cerrahın yavaşlığı değil, vakanın “zorluk derecesidir”.
Eğer daha önce hiç ameliyat olmadıysanız (Primer vaka), dokularınız bakirdir. Planladığımız gibi açar, şekillendirir ve kapatırız. Ancak daha önce bir veya birkaç kez ameliyat olduysanız (Revizyon vaka), içerisi adeta bir mayın tarlası gibidir. Dokular birbirine yapışmıştır, kıkırdaklar deforme olmuştur.
Önce eski enkazı temizlemek, yapışıklıkları açmak gerekir (sadece bu bile 1 saat sürebilir).
Eğer burun içinde kıkırdak kalmamışsa, kaburgadan veya kulaktan kıkırdak almak gerekir. Bu yüzden revizyon ameliyatları 4-6 saat, hatta bazen daha uzun sürebilir. Bu korkulacak bir durum değil, işin doğasıdır.
Kapalı Teknik: Cildi tamamen açmadığımız ve dikiş sayısının daha az olduğu bu teknikte süre, açık tekniğe göre bir miktar (yaklaşık 20-30 dakika) daha kısa olabilir.
Açık Teknik: Cildi açmak, damarları kontrol altına almak ve sonunda o kesiyi milimetrik hassasiyetle dikmek (ki iz kalmasın diye çok uğraşırız) ekstra zaman alır.
Bazen hastalarımız, “Hocam uyumuşken çeneme de implant koyalım” veya “Göz kapağımı da alalım” diyebiliyor. Eklenen her prosedür, anestezi süresine eklenir.
Bazen ameliyat biter, dikişleri atmaya başlarız. Son bir kez bakarız ve milimetrik bir asimetri gözümüze çarpar. Orada iki seçeneğimiz vardır:
“Aman kimse fark etmez” deyip kapatmak (Hızlı cerrah).
Dikişleri söküp, o milimetrik hatayı düzeltip tekrar dikmek (Titiz cerrah).
Ben ve ekibim her zaman ikinci yolu seçeriz. Bu da ameliyatı 30 dakika uzatabilir ama hastanın ömür boyu mutlu olmasını sağlar.
Bekleme salonundaki psikolojiyi çok iyi anlıyorum. Doktor “3 saat sürer” dedi ama 4 saat oldu, hasta hala yok. Hemen paniklemeyin. Ameliyathane saati ile bekleme salonu saati farklı işler.
Hazırlık: Hasta odaya alındığında hemen kesiye başlanmaz. Anestezi verilmesi, steril örtülerin örtülmesi, temizlik yapılması yaklaşık 30-40 dakika sürer.
Cerrahi Süre: Doktorun neşteri vurduğu ve bıraktığı süredir (Örneğin 2.5 saat).
Uyandırma: Ameliyat bittikten sonra hastanın anesteziden uyanması, kendine gelmesi ve odaya gönderilmesi için 30-45 dakika daha geçer.
Yani doktor “2 saatlik bir işimiz var” dediğinde, sizin hastanızı odada tekrar görmeniz 3.5 – 4 saati bulabilir. Bu gecikme bir komplikasyon (sorun) olduğu anlamına gelmez, sürecin prosedürüdür.
Bir Cerrah Notu: “Ameliyatın süresi başarının ölçütü değildir. 1 saatte biten baştan savma bir ameliyattansa, 4 saat süren ve her detayı ilmek ilmek işlenmiş bir ameliyatı tercih etmelisiniz.”
Teknoloji hayatımızı hızlandırır sanılır ama rinoplastide durum biraz farklıdır. Eski usul “çekiç-keski” yönteminde kemiği kırmak saniyeler sürerdi (ama kontrolsüz kırılırdı). Piezo cihazı ile kemiği ses dalgalarıyla, adeta bir heykeltıraş gibi yavaş yavaş ve görerek şekillendiririz. Bu teknoloji, kemik şekillendirme aşamasını biraz uzatabilir ancak sonucun pürüzsüzlüğü ve morluğun az olması bu süreye değer.
Hasta yakınlarının ve hastaların süreyle ilgili en merak ettiği noktalar:
1. Çok uzun süre anestezi almak zararlı mı? Modern tıpta kullanılan anestezi ilaçları vücuttan çok hızlı atılır. 6-7 saate kadar süren ameliyatlar (örneğin kaburga kıkırdağı kullanılan revizyonlar) güvenli sınırlar içindedir. Anestezi ekibimiz ameliyat boyunca saniye saniye hayati fonksiyonlarınızı takip eder.
2. Ameliyatın kısa sürmesi daha mı iyi? Hayır. Çok kısa süren ameliyatlar bazen “eksik yapılmış” işlemlerin habercisi olabilir (tabii çok basit bir vaka değilse). Cerrahınızın “rekor kırmak” için değil, “en iyisini yapmak” için çalıştığından emin olun.
3. Ameliyat sırasında uyanma ihtimalim var mı? Bu, filmlerde gördüğümüz bir senaryodur. Gerçek hayatta, anestezi derinliğiniz cihazlarla sürekli ölçülür. İlaç miktarı kilonuza ve tepkilerinize göre otomatik ayarlanır. Böyle bir ihtimal yok denecek kadar azdır.
4. Kaburgadan kıkırdak alınırsa süre ne kadar uzar? Eğer burnunuzda yeterli kıkırdak yoksa ve kaburga (kostal) kıkırdak gerekiyorsa, bu işlem ameliyat süresine yaklaşık 1 – 1.5 saat ekler. Çünkü kıkırdağın alınması, yaranın kapatılması ve o kıkırdağın oyularak buruna uygun hale getirilmesi (işçilik) zaman alır.
Sevgili hastalarım, ameliyat masasına yatarken saatinizi çıkarıp dolaba koyuyorsunuz. Bence zihninizdeki saati de bir kenara bırakın. Burun estetiği kaç saat sürer? Cevap: “Mükemmel olana kadar sürer.”
Biz ameliyathanede zamanla yarışmıyoruz; yüzünüzle ömür boyu uyumlu olacak bir sanat eseri ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. 3 saat yerine 3.5 saat sürmesi, belki de burnunuzun ucundaki o milimetrik düşüklüğün giderilmesi içindir.
Süreyi dert etmeyin, kendinizi Prof. Dr. Öner Çelik ve tecrübeli ekibinin ellerine bırakın. Siz uyandığınızda, biz en iyisini yapmış olacağız.
ℹ️ Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Ameliyat süreleri kişiden kişiye ve vakanın zorluğuna göre değişiklik gösterebilir.

